Ayna Programı :: Web Sitesine Hoşgeldiniz ::
Ayna
Ana Sayfa | Hakkımızda | Bize Yazın | İletişim | English | Açılış Sayfam Yap | S.Kullanılanlara Ekle 23-11-2014
AYNA BU HAFTA SÜLEYMANİYE'NİN 2. BÖLÜMÜYLE EKRANLARDA (yeni) Cumartesi 23:00
 
   
Canlar Ülkesi Abhazya
Dar bir şerit olarak uzanan Abhazya, beş asırlık tarihî, yarı tropikal bitki örtüsü, dağlardan süzülen suları, parıldayan nehirleri, berrak gölleri, hırçın denizi, sahil şeridinden yükselen heybetli Kafkas Dağları, Karadeniz Çayı, Ege Tütünü, Akdeniz Narenciyesi, fındık tarlaları, palmiye ve okaliptüs ağaçları, geleneklerine bağlı çalışkan dürüst halkı ile sanki bir masal ülkesi, bir yeşil cennettir.

Ünlü yazar  Anton Çehov bu coğrafyayı görünce “masallar dışında insanın gözlerini böylece kamaştıran bir başka yer yoktur”” demiş, haklı. Abhaz halkı için ister Şaman, ister Hristiyan, ister Müslüman olsun, dininden önce gelenekleri ve kültürü gelir. Abhaz halkını birbirine kenetleyen, günümüze ulaştıran Bizans, Rus, Gürcü, Şaman, Ermeni kültürlerinin bir mozaiği olma özellikleridir. Yıkım ve acılardan payını alan bu coğrafyada tarihin sayfalarını şöyle bir aralayalım.
Önce IV Yüzyılda Bizanslılara bağlı bir eyalettir ve Hristiyanlık bu coğrafyada hızla yayılır.  Çarlık Rusyası genişleyince bu mümbit toprakları da sınırına katmakta gecikmedi.
1851 – 1864 yılları arasında Çarlık Rusya’sına başkaldıran Abhazlar başarılı olamadılar.
Lenin’in 1917 Bolşevik  ihtilali ile birlikte 1918 – 1921 arası Abhazya bağımsız bir devlet olur.
1921 yılında Sovyetler Birliği’ne  16. Cumhuriyeti olarak katılır.
Stalin,  1931 yılında Abhazya’nın statüsünü “otonom bölgeye” indirerek Gürcistan’a bağladı ve bu tarihten sonra Abhazya’nın bağımsızlık mücadelesi tekrar başlamış olur. 
1941 – 1945 yılları arasında II. Dünya Savaşının tüm acısı dünyanın bir çok coğrafyasında olduğu gibi Abhazya topraklarında da yaşandı. 
1991 yılında, Gürcistan dağılan Sovyetlerden ayrılıp ayrı bir devlet olunca Abhazya da kendi bağımsızlığını ilan etmekte gecikmedi.
14 Ağustos 1992’de Gürcistan ordusu Abhazya’ya girer ve ordusunun başkomutanı Gargaraşuili şöyle der. “Yüzbin Abazayı yok etmek için yüz bin Gürcü’yü feda ederim. Neticede, on üç bin Gürcü ve 5 bin 300 Abaza hayatını kaybetti. 1993 yılının Eylül ayı sonunda Gürcü ordusu Abhazya’dan ayrılmak zorunda kaldı. Binaların en üst katları harabe haline geldi. Çünkü Gürcüler buralara aralarında  göğüssüz hanımlarda  bulunduğu  keskin nişancılar yerleştirmişti.  Abhazya topraklarına  bir sene içinde  50 bin mayın döşenmiş ve bundan  2 bin hektar verimli arazi  olumsuz etkilenmiştir.
Abhazya’nın bağımsızlığını bugüne kadar sadece dört ülke tanımıştır: Rusya Federasyonu, Venezuella, Nikaragua ve Naura Adası.
Aynı zamanda bir liman olan başkent Sohum’a  Ruslar “Suhum”, Gürcüler “Suhkani”,  Abazalar “Akua”,  Osmanlılar ise “Sohum Kale” diye isimlendirmişler.  Sohum botanik bahçesi çok zengin bir yelpaze içinde ağaç, rengârenk bitki ve çiçekleri gezginlere sunuyor. Başkentte 1947 yılında açılan maymun parkında bulaşıcı hastalıklar ile terapi üzerine  çok sayıda deneyler yapıldı. Burası dünyanın en gelişmiş Maymun Araştırma Merkezi idi. Hatta uzaya gönderilen Baker isimli zeki maymun bu zorlu yolculuğa burada hazırlandı, sonra bu merkez kapatıldı. Bu parkta bugün sadece Muray isimli bir maymunun heykeli bulunmaktadır.
Sadece üç yüz bin nüfusa sahip canlar ülkesi Abhazyayı hep merak ederdim. On beş yıl önce sınırına kadar gelmiştim. Ama yaşanan politik sıkıntılar yüzünden sınırı bir türlü aşamayıp  geri dönmek zorunda kaldım. Soçi sahil boyunca genişlemiş Rusya’nın  önemli bir sayfiye kentidir. Bu yüzden yoğun bir araba trafiğine sahip. Soçi’nin komşusu Adler Yerleşim Merkezi henüz sona ermeden  Psou nehrinin öbür yakasında Abhazya Sınırına varıyorsunuz. 
Sınırda uzun bir kuyrukla karşılaşıyorsunuz. Gerçi Rus vatandaşları vizesiz geçiyor ama yolcuları da  tek tek bilgisayara kaydediyorlar. Rusya’dan sorunsuz çıkıyorum ama Abhazya polisi beni çeviriyor. Vizem yok! İşte size yeni bir sorun! Bana eşlik eden iki Rus gencinin taa Suhum’a gidip  benim için vize alıp geri gelmeleri gerekiyormuş. Bu en az  dört saat demek. Yoğun bir telefon trafiği sonrası bu yeni coğrafyaya geçmeme müsaade ediyorlar.
Ayrıca şunu belirtmek isterim ki Abhazya’nın Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesi üzerinden vize formunda pasaport bilgilerini doldurup çift girişli Rus vizesinin numarasını yazdıktan sonra beş iş günü içerisinde size yanıt geliyor. Doldurmuş olduğunuz formla birlikte Abhazya sınırından rahat bir şekilde geçebilirsiniz.
Yemyeşil sahil boyunca yol alıyoruz. Zaman zaman da  mola veriyoruz. Gagra’da fındıklı bir poğaça alıyorum. Yaşlı bir  teyze kendi bahçesinde yetiştirdiği mandalinanın suyundan ikram ediyor. Belki kuşkulular, belki yalnızlar ama nazikler, paylaşmaya da  hazırlar. Hem Çarlık hem de Sovyetler döneminde Abhazya  devasa bir  coğrafyanın Fransız Rivierasıydı. Yine de  öyle.
Sahilde, damadan santranca bin bir çeşit oyuna kendini kaptırmış ihtiyarları bir süre izliyorum. Yeni modern binalar inşa ediliyor. Savaşın yaraları  tek tek siliniyor. Kahvede tanıştığım Abhaz gençler hayran oldukları müzisyenleri tek tek  sayıyor. Khibla, Mukba, Ranata, Bakatelia ve  Cimi Sumenia.
Lokantanın penceresinden bakıyorum. Ağaç, çayır ve yemyeşil Kafkas dağlarını, arka bahçede sallanan rengârenk çamaşırları görüyorum. İnsanların ileride bir köşede  sohbet ettiklerini duyuyorum. Oysaki İstanbul’daki evimin penceresinden  sadece betonarme  binaları koca koca çelik vücutlu vinçleri, bitişik düzen sevimsiz   site evlerini ve soluk ışıklarını görebiliyorum. 


Kısa Kısa  Abhazya

• Abhazya lisanı oldukça zor bir gramer yapısına sahip.
• Soçi’den elektrikli trenle Sohum’a ulaşmak mümkün. Ama Rusya Abhazya’yı bağımsız bir devlet olarak tanıdığı için Rusya - Abhaz sınırında bazen iki veya  üç saat bekleniyor.
• Abhazya’nın tarihi geçmişi ile bütünleşmiş başarılı bir halk oyunları ekibi bulunmaktadır.
• Türkiye’de ortalama 300 bin Abhaz kökenli vatandaş yaşamaktadır. ABD ve Avrupa Birliği’inde ülkelerinde yaşayan Abhazlarla birlikte yurtdışında yaşayanların sayısı 500 bine ulaşmakta.
• Yurtdışında yaşayan Abhazları ülkelerine geri çağırıyorlar. Geri dönenlere destek olup, hemen  arazi tahsis ediliyor.
• Abhaz inancına göre tanrı Ança dişidir, doğurgandır ve yüksek tepelerdeki Nika denen ağaçlarda temsil edilir. Kadehler, cenazede 3 defa, düğünlerde ise  8 defa, vatan, kardeşlik ve tanrı  Ança adına kaldırılır.
• Yüzde yetmişbeşi dağlık olan bu ufak ülkenin Rus sınırından Gürcü sınırına, 240 kilometre olan  mesafeyi bir otomobille  4 saatte alırsınız. Abhazya’nın altı şehrinden dördü sahilde yer alır.
• Abhazların Atatürk’ü kabul edilen, devlet başkanları  Sergey Bagapç aynı zamanda Sivas kökenli   Yazıcıoğlu ailesinin de akrabası oluyor.
• İşte bir de  Abaz fıkrası: Bir zamanlar başkent Suhumi’de sadece iki otomobil mevcutmuş ve bu iki otomobilin her gün iki defa çarpışma hakkı varmış.
• Abhazya’nın dünya çapında  ünlü şairleri  Fazıl İskender,  opera sanatçıları  ise  Hibya Gerzmoa.
• Kafkas dağlarının sert kuzey  rüzgârlarından koruduğu yarı tropikal botanik bahçesi olarak üne kavuşan Abhazya’da Sovyet döneminde Lenin, Stalin ve Yazar Alexander Soljenitsin’in yazlık evleri varmış. Ve dönemin ünlü futbol takımları da  burada kamp yaparmış. Hatta ünlü Harlem basket takımını bile  misafir etmişler.
• Nuh’un üçüncü oğlu Yapet’in çocukları  olarak tanınan Lazlar ve Mingreller uzun yıllar birlikte yaşamışlar. Zaten lisanları da benziyor. Yaşam ve ölümün ay tarafından düzenlendiğine inanırlar. 1939 yılında Abhazya Gürcistan’a bağlanınca Mingrelleri acele Abhazya’ya  sürdüler ve kısa zamanda onlar için Bania - Stalin evlerini kuruldu. Bu evler çok basit planlanmıştı. 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet Trabzonu alınca Lazlar Müslümanlığı kabul etti. Mingreller de Lazlar gibi inatçı karakteri ile tanınırlar. Laz ve Mingrellerin ortak bir geleneği olarak, yeni yılın ilk günü evden  dışarıya hiçbir şey verilmez. Çünkü böyle bir eylem bereketi yok eder. Laz ve Mingreller cenazeye gidiyorum demez “ağlamaya gidiyorum” der.
• Rus grupları sabahın 5’inde Soçi’den  yola çıkarak  günlük Abhazya Turu yapıyorlar. Bu turda 1875 yılında Rus Çarı III. Aleksander tarafından yaptırılan ve Karadeniz kıyısında bir güç sembolü olarak düşünülen Novi Manastırı ziyareti var. Hâlen faal olan bu manastırda 700 rahip bulunmaktadır. Ayrıca Novi Afon’da trenle ancak 1,5 saatte gezilebilen ilginç  bir mağarayı da  programlara dâhil ediyorlar.
• Dileğimiz yakında politik sorunları hal edip tüm dünyaya ulaşan THY’nin direkt Suhum seferlerini de başlatması. Trabzon’dan deniz yolu ile veya Soçi’den sıkıntılı kara sınırını geçerek Abhazya’ya ulaşmak bu can ülkesi ile yakınlaşmayı  zorlaştırıyor.
• Abhazya bayrağındaki beyaz el, düşmana “dur, sakın  bana sataşma diyor” ama dostuna da  aynı anda “selam” diyor.
• Abhazya’da zengin kömür ve mermer yatakları bulunmakta.
• Anıha  Abhazya coğrafyasında bir inanç. Bu coğrafyada her birinden bir ailenin sorumlu olduğu 7 adet “anıha” var. Anıhalar mucizevi olarak kaybolup arada sırada görünen kutsal kişilerin adına hazırlanmış.
• Cenazelerde ölünün yatağının üstüne sevdiği giysisi, çorabı, ayakkabısı, şapkası dizilir. Cenaze  töreni üç hatta beş gün sürer. Cenaze sırasında  tüm toplantılar, randevular iptal olur. Ölünün doğum günleri her yıl mezarının başında kutlanır. Her ailenin genellikle arazisinin civarında özel  bir mezarlığı vardır. Mezar taşında resmi, bir şiir ve biyografisi bulunur. Hatta mezarının çatısındaki verandada ziyaretçilere meyve ve şarap sunulur. Ayrıca kaybettikleri aile ferdi için onun sevdiği yemekler hazırlanır.
• Bu mümbit topraklarda mandalina, sebze, meyva, peynir, fındık ve ceviz yetişmektedir.
• Abazyanın  mutfağı da çok  zengindir. Mısır ununda yapılan “abista”, fasülye ezmesi, “akudersisi”, Abaza peyniri, bir çeşit peynirli ekmek olan “açaharç” ile  acılı eriksiz balı olan  “acıkayı” hemen sayabilirim.
• Türkçe’de argo  bir deyim var “Abaza olmak” bunun anlamı uzun süre “kadınsız kalmak” demektir.  Bu sözün nasıl doğduğunu bilmiyorum ama Abaza halkını çok üzdüğü kesin.
• Bu dertli coğrafyanın şu  duasına katılmamak mümkün değil: “Tanrı bütün dünya halklarına bağımsız ve mutlu etsin ama Abazaları da unutmasın.”

Hazırlayan: Prof. Dr. Orhan KURAL
Türkiye Gezginler Kulübü Kurucu Başkanı
E-posta: kural@itu.edu.tr



2011-08-27 12:53:19



facebook furl linkibol digg del.icio.us yumiyum
oyyla bagcik technorati twitter ffeed

YAZDIR

ARKADAŞINA GÖNDER

YORUM EKLEYİN
 Lütfen yorum, eleştiri ve beklentilerinizi bize iletin.
Adınız :
Emailiniz :
Yorumunuz :
  
Yorum sayısı : 1 Bütün yorumlar...
mehmet hayrettin bozkır 2014-02-07 23:22:55 - 
ellerinize ve yüreğinize sağlık lakin kendi vatandaşının ülkesine dönmesine yerleşmesine destek veren bu yeni ülke yabancı ülke vatandaşlarının yerleşmesine ve iş imkanı bulmasına yardımcı oluyormu acaba


TÜM YAZILARA ULAŞMAK İÇİN...
Kanada'ya Göçmen Olarak Nasıl Gidilir?
Barış Köprüleri: Türk Okulları
Ayna Yeni Yayın Dönemine Yepyeni Sürprizlerle Başlıyor
Ayna Kameramanının Çilesi...
İngiltere'de Dil Ve Üniversite Eğitimi
Saim Orhan Finikelilere DünyaTuru Yaptırdı
Saim Orhan Sevgi Okullarını Göz Yaşları İçerisinde Anlattı...
Saim Orhan
Saim Orhan "Aykırı Soruları" Yanıtladı
Mesut Yar'dan Ayna'ya Övgü Dolu Sözler
 



BASINDA AYNA

FOTO GALERİ


Maputo



Bahamalar



Zimbabwe



İngiltere



Erbil



Birleşik Arap Emirlikleri

Diğer GALERİLER için tıklayın...


VİDEO GALERİ


Süleymaniye-1



Victoria-Regina



Vancouver



Maputo-2



Maputo-1



Orta Afrika - Togo Özel

Diğer VİDEOLAR için tıklayın...

SAİM ORHAN'DAN GEZİ YAZILARI

RÖPORTAJLAR

ANKET


Anket Sonuçları



 

 

 

Site Üretim By Yaap | Copyright (c) 2009