Ayna Programı :: Web Sitesine Hoşgeldiniz ::
Ayna
Ana Sayfa | Hakkımızda | Bize Yazın | İletişim | English | Açılış Sayfam Yap | S.Kullanılanlara Ekle 19-08-2017
AYNA BU HAFTA YENİ BÖLÜMÜ COSTA RİCA İLE EKRANLARDA (yeni) Cumartesi 23:00
 
   
Vardım Mağrip Diyarına Hayran Kaldım Endamına
Ne Kazablanka filmi ne Aşkın Peşinde dizisi ne de kitaplardan okuduğumuz Fas var karşımızda. Çokça Afrika, biraz Fransa, bir miktar İspanya, az biraz yeşillik, çok çöl, biraz okyanus. Kısacası, karmaşanın ülkesi Fas. Gizemi de buradan kaynaklanıyor.

Aklına uzak diyarların sevdası düşmeye görsün bir kere insanın. Mâşukuna kavuşacak bir âşık gibi hazırlanır seyrüseferine. Yanında yol boyu kendisine eşlik edecek çantası, aklında ise henüz ulaşmadığı adresi 'avucunun içi gibi bildiğini' zannettiren bilgi kırıntıları. Fakat değil midir ki aşkı diri tutan sürprizlerin ta kendisi? Tam da bu sebeple bilgi kırıntılarımızı memlekette bırakıp Fas'a doğru yola koyulduk. Şehirleri haritasız gezip, sokaklarında kaybolmaktı niyetimiz. İşte bu yüzden yanımıza seyahat rehberi değil 'Tahir Sami Bey'in Özel Hayatı' isimli kitabı almıştık. Mustafa Kutlu'nun daha ilk cümlesi hislerimize tercüman olacaktı: "Bir beldeyi, mahalleyi, sokağı, şehri tanımak mı istiyorsunuz; orayı mutlaka yaya dolaşmalısınız." Heyhat bu kaderin garip bir cilvesi olsa gerek deyip, daldık mağrip diyarının hayaline. Ülkeye ayak basar basmaz bilgi kırıntılarımızı memlekette bırakmanın nasıl da isabetli bir karar olduğunu gördük. Ne Kazablanka filmi ne Aşkın Peşinde dizisi ne de kitaplardan okuduğumuz Fas vardı karşımızda. Çokça Afrika, biraz Fransa, bir miktar İspanya, az biraz yeşillik, çok çöl, biraz okyanus. Kısacası, karmaşanın ülkesiydi Fas. Gizemi de bundandı...

Marakeş mi keşmekeş mi?
Başkent her ne kadar Rabat olsa da Fas'a gizemli kimliğini kazandıran şehir kuşkusuz Marakeş. Bunu fark etmiş olacak ki, UNESCO da koruma altına aldığı ilk meydanı bu şehirden seçmiş. Djemaa el Fnaa meydanından bahsediyoruz. Burası aynı zamanda ikiye ayrılan şehrin eski kısmının; yani Medina Kadima'nın kalbi. Labirenti andıran dar sokaklara bağlanan meydan, 365 gün yaşayan bir panayır alanı gibi. Marakeş'te sanki zaman yüzyıllar öncesinde durmuş da siz bir Doğu masalının içindesiniz. Maymun ve yılan oynatıcılarını, dövmecileri, meddahları, çalgıcıları, hokkabazları, seyyar lokantaları görünce kısa süreliğine de olsa o masalın kahramanı hissediyorsunuz kendinizi. Masalın en eğlenceli tarafı tabii ki maymun ve yılan oynatıcıları. Ama izlemesi bedava değil. Fotoğraf çektiğinizde bile para talep eden hayvan sahipleri, kolay kolay peşinizi bırakmıyor. 'Yok ben para vermem' derseniz, kazara maymunla göz göze bile gelmeyin, söylemesi bizden.
Masaldan çıkıp gerçek dünyaya döndüğünüzü ise şehrin 'keşmekeşine' girince anlıyorsunuz. Nitekim Marakeş sokaklarındaysanız trafik kurallarını unutun gitsin. Çünkü fayton, otomobil, bisiklet ve motosikletlilerin aynı anda yanınızdan geçtiği bir yolda aklınıza en son gelen şey trafik kuralları. Ezilir miyim? diye de korkmayın, çünkü o karmaşaya rağmen korna bile çalma ihtiyacı duymayan araçlar yanınızdan süzülüp geçerken siz sadece arkalarından şaşkınlıkla bakakalıyorsunuz...

Kadınların ulaşım aracı motosiklet
Şaşkınlığınızı bir kat daha artıracak şey ise motosiklet kullanıcılarının çoğunun kadın olduğunu gördüğünüz an. Tesettürlü kadınların hepsi profesyonel birer sürücü. Aralarında bir eliyle motor kullanırken ötekiyle cep telefonunda mesaj yazabileni bile var. Bu durum sadece turistleri şaşırtıyor olsa gerek. Nitekim Faslılar, bunu kadınların birçok ülkede olmadığı kadar özgür oluşuna bağlıyor.
Marakeş demek biraz da alışveriş demek. Rengârenk kumaşlar, deri ürünler, süs eşyaları, gümüş objeler, ışıl ışıl lambalar, baharatçılar ve Faslıların yöresel kıyafeti cillabelerin albenisine kapılıp yüzlerce dükkânın bulunduğu dar sokaklarda kaybolmanız işten bile değil. Üstelik bütçenizi de çok zorlamayacak cinsten. Tabii pazarlık yapmak kaydıyla. Zira satıcı ilk söylediği fiyatın yarısına kadar düşebiliyor.
'Aman şu müzeyi de görelim' telaşına kapılmaya çok da gerek yok Fas'ta. Dar sokakları, Endülüs ve Fransız mimarisinden etkilenen tarihî yapıları ve souk adı verilen çarşılarıyla zaten bir açık hava müzesi ülke. Bunun tek istisnası Endülüs mimarisiyle inşa edilen camileri. Vakit namazları dışında açık olan ender camilerden biri olan Kutubiye'de tek zorluk abdest almak. Rengârenk küçük kovaların içine konulan kısıtlı suyla abdest almaya Faslılar alışık olsa da Müslüman turistlerin gözü şadırvanları arıyor. Kadim Marakeş'i anlattık. Tabii siz şimdi şehrin yeni yüzünü de merak etmişsinizdir. 44 yıl boyunca Fransız sömürgesinde kalan ülkede bu istiladan en çok mimarî ve dil etkilenmiş. Sokakta herkes Fransızca konuşabiliyor. Tabelalar Arapçanın yanı sıra Fransızca yazılarla dolu. Fransızların giderken bıraktığı bu 'istenmeyen miras'ı görmek isterseniz şehrin yeni kısmına uğrayabilir, gitmişken de botanik bahçesi Jardin Majorelle'yi gezebilirsiniz. Fransız bir iç mimar tarafından yapılan bahçede beş kıtadan bitki türleri görmek mümkün.

Kapitalizmin uğramadığı şehir: Fes

Marakeş'ten sonra ülkenin geleneksel yapısını en fazla yansıtan ikinci şehri Fes'e bir cuma günü gidiyoruz. Aslına uygun olarak bayram gibi yaşanan cuma vakitleri Faslıların geleneklerine şahit olmak için iyi bir fırsat. 14 ayrı kapıdan girilen eski Medina'da öğle vakti altından insanların öbek öbek geçerek camiye gittiği kemerli yapılar fotoğrafçılar için bulunmaz bir nimet. Bu kemerli yapıların en görkemlisi ise Bab-ül Celud (Mavi Kapı). 9 bin 700 sokaktan oluşan eski şehre girişi sağlayan bu kapı aynı zamanda Fes'in büyülü dünyasına açılıyor. Sokakların her biri farklı bir zanaatın merkezi konumunda. Marangozlar, demirciler, ahşap üreticileri, dericiler, halıcılar ve porselenciler, bunlardan sadece birkaçı. Unutulan pek çok mesleği ısrarla sürdüren Feslilerin en önemli gelir kaynaklarından biri de dericilik. Dünyanın en eski tabakhanesine sahip şehirde hâlâ üretim oldukça yaygın.
Normalde adım atılamayacak kadar kalabalık olan dar sokakların boş görüldüğü tek vakit ise cuma günleri. Tamamı kapanan dükkânlar, namaz bittikten sonra hemen açılmıyor. Halk ve esnaf o gün yapılan alışverişi haram sayıyor. Uzak durdukları tek şey alışveriş değil. Akşam vakti yeniden açılan dükkânlardan müzik yerine Kur'an-ı Kerim ve ilahi sesleri yükseliyor.
Fes'in geleneklerine bağlı bu yapısı, kapitalizmin ülkeye girişini de zorlaştırmış. Nereden mi anladık? Türkiye dahil pek çok ülkede neredeyse her sokak başında görmeye alışık olduğumuz McDonalds'ların Fas'ta bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az olmasından. Bir de insanlar arasındaki sınıf farkını hissettirmeyen cillabelerden. Dev markaların şık kıyafetleri yerine bölgenin iklimine de uygun olduğu için tercih edilen rengârenk geleneksel kıyafetler, giyenin sosyoekonomik seviyesiyle ilgili fazla bir fikir vermiyor.

Atlas Okyanusu'nun bitip Akdeniz'in başladığı yer
Fas'a gidip de Akdeniz ile Atlas Okyanusu'nu birleştiren, tatlı ve tuzlu suyun birbirine karışmadan aktığı Cebelitarık Boğazı'nı ve Afrika kıtasını andıran Herkül Mağarası'nı görmeden dönmek olmaz. Bunun için adresimiz ülkenin en kuzeyinde yer alan Tanca. Okyanusun bitip Akdeniz'in başladığı yerdeki bu liman kenti, İspanya'ya bir saat uzaklıkta. Ülkenin diğer kısımlarının aksine burada Fransa'nın değil İspanya'nın etkisi hakim.
Ve adını bir filmle dünyaya duyuran Kazablanka'dayız. Tek bir sahnesi bile adını aldığı şehirde çekilmese de Kazablanka filmi, şehre hatırı sayılır oranda turist çekmeyi başarıyor. Palmiye ağaçları ve okyanusun dalgalı sularının oluşturduğu kilometrelerce uzunluktaki sahili ile Kazblanka, Fas'ın modern yüzü. Meşhur kordon boyunu sabahın erken saatlerinde gezecek olursanız, Faslıların sabah sporuna şahit olabilirsiniz. Zira gençler sular çekildiğinde halı sahaya dönüşen kumsalda futbol maçı yapıyor, kadını erkeği, genci yaşlısı yüzlerce Faslı ise sabah sporunda buluşuyor.
Afrika'nın en büyük alışveriş merkezi Morocco Mall de burada, Mekke'den sonraki dünyanın en büyük ikinci camisi de. Kral Hasan II'nin kendi adını verdiği caminin minaresi 210 metre uzunluğunda ve bu özelliğiyle dünyanın en uzun minareli camisi olma unvanını elinde bulunduruyor. Rivayet o ki, Kral Hasan bir gece rüyasında okyanusun üzerinde seccadesini serip namaz kıldığını görür. Bunun üzerine, okyanus kenarına ihtişamlı camiyi inşa ettirir. Söz açılmışken yazımızı Faslıların krallarına olan sevgisinden bahsederek bitirelim. Halkın krala olan sevgisi havaalanındaki döviz bürosundan sokak meşrubatçılarının tezgâhına kadar hemen her yere fotoğraflarını yerleştirecek kadar fazla. Dine bağlılığı ve yardımseverliğiyle bilinen Kral Muhammed 6, babası Hasan II'nin aksine halkın gönlüne girmeyi başarmış. Afrika'yı saran Arap Baharı'nın bu ülkeye uğramamasının nedeni belki de bu. Bu rüya ülkeyi bir bilenle keşfe çıkmak isterseniz 4 yıldır Fas'ta turizm acenteliği yapan Cebelitarık Turizm'in kapısını çalın deriz. www.cebelitarik.com

Kuskus yiyip nane çayı içiyorlar
Fas'ın geleneksel yemeği hiç kuşkusuz kuskus pilavı. Her cuma günü namazdan sonra yapılıp dağıtılan bu yemeği ülkeye yaşamak için giden Türkler ilk zamanlarda sevmeseler de sonraları tiryakisi oluyorlar. Türkler gibi çaya da düşkünler ancak bir farkla. Biz siyah çay, onlar ise nane çayı içiyorlar. Merak edip 'Türkiye'deki nanelerden de aynı çayı yapabilir miyiz?' diye sorduk. Deneyenler 'hayır' cevabını verdi. Sebebi ise Fas'ın nanesinin biraz daha sert ve farklı bir aromaya sahip oluşu. Kralın içeceği olarak bilinen zaza ise adını ve tadını hiç bilmediğimiz tropikal meyvelerden hazırlanan bir enerji deposu. Zaza, kralın yazlık sarayının bulunduğu Tetouan şehrine özgü iken Marakeşlilerin içeceği ise taze sıkılmış portakal suyu. Djamaa el Fnaa meydanını portakal rengine boyayan satıcıların vaat ettiği serinliğe kavuşmanın bedeli sadece 4 dirhem. Yani yaklaşık 50 kuruş. Faslıların M'samen ve Baghrir adını verdikleri gözleme ve krepleri yemeden kendinizi kahvaltı yapmış sanmayın!

 ZEYNEP KILIÇ - DİLEK HAYIRLI - 07.07.2012 - ZAMAN



2012-07-28 15:10:55



facebook furl linkibol digg del.icio.us yumiyum
oyyla bagcik technorati twitter ffeed

YAZDIR

ARKADAŞINA GÖNDER

YORUM EKLEYİN
 Lütfen yorum, eleştiri ve beklentilerinizi bize iletin.
Adınız :
Emailiniz :
Yorumunuz :
  
Yorum sayısı : 2 Bütün yorumlar...
nursel balcı 2013-03-13 16:09:56 - 
proğramlarınızı çok beğeniyoruz, zevkle izliyoruz. Muğladan selamlar

yunus öztaşdönderen 2013-02-16 18:00:27 - 
programınızı çok begeniyoruz.ailece seyrediyoruz.çalışmalarınızda başarılar dilerim.


TÜM YAZILARA ULAŞMAK İÇİN...
Kanada'ya Göçmen Olarak Nasıl Gidilir?
Barış Köprüleri: Türk Okulları
Ayna Yeni Yayın Dönemine Yepyeni Sürprizlerle Başlıyor
Ayna Kameramanının Çilesi...
İngiltere'de Dil Ve Üniversite Eğitimi
Saim Orhan Finikelilere DünyaTuru Yaptırdı
Saim Orhan Sevgi Okullarını Göz Yaşları İçerisinde Anlattı...
Saim Orhan
Saim Orhan "Aykırı Soruları" Yanıtladı
Mesut Yar'dan Ayna'ya Övgü Dolu Sözler
 



BASINDA AYNA

FOTO GALERİ


Belarus



Cibuti



Kanada 2014



Botswana



Süleymaniye



Maputo

Diğer GALERİLER için tıklayın...


VİDEO GALERİ


Costa Rica-1



Hong Kong-2



Hong Kong-1



Makau



Belarus



Panama-3

Diğer VİDEOLAR için tıklayın...

SAİM ORHAN'DAN GEZİ YAZILARI

RÖPORTAJLAR

ANKET


Anket Sonuçları



 

 

 

Site Üretim By Yaap | Copyright (c) 2009